İçeriğe atla
Ankara ÇocukPsikiyatristi Randevu Al
Tanı ve Tedaviler

Çocuklarda anksiyete bozuklukları

Her çocuk zaman zaman korkar ve endişelenir. Kaygı çocuğun oyununu, uykusunu ve okul yaşamını kısıtlamaya başladığında ise bir anksiyete bozukluğundan söz edilir; bu durum tedaviye çok iyi yanıt verir.

Bir bakışta

  • Kaygı, çocukluğun olağan bir parçasıdır; karanlık, yabancılar ve ayrılık korkuları belirli yaşlarda beklenir.
  • Kaygının yaşa göre beklenenden çok yoğun olması, uzun sürmesi ve günlük yaşamı engellemesi anksiyete bozukluğunu düşündürür.
  • Çocuklarda kaygı sıklıkla karın ağrısı, baş ağrısı, uyku sorunları ve öfke patlamaları gibi dolaylı yollarla görünür.
  • Tedavide ilk seçenek, çocuğa uyarlanmış bilişsel davranışçı terapi ve ebeveyn çalışmalarıdır.

Hangi korkular yaşa göre olağandır?

Çocukların korkuları gelişimle birlikte değişir. Bir yaşındaki bebeğin yabancılardan çekinmesi, üç yaşındaki bir çocuğun karanlıktan ve canavarlardan korkması, okul çağındaki bir çocuğun hırsızlardan ya da doğal afetlerden endişelenmesi gelişimin beklenen parçalarıdır. Bu korkular genellikle geçicidir, çocuk biraz güvence ve destekle onlarla baş edebilir. Ankara çocuk psikiyatristi sayfamızda bu konuda çalışan uzmanların bilgileri yer alıyor.

YaşSık görülen olağan korkular
0–2 yaşYabancılar, yüksek sesler, anneden ayrılma
2–4 yaşKaranlık, hayvanlar, banyo gideri, kostümlü kişiler
4–7 yaşCanavarlar, hayaletler, kötü rüyalar, yalnız uyumak
7–12 yaşHırsızlar, hastalık, sınavlar, doğal afetler, ölüm
Çocuklarda anksiyete bozuklukları sürecinde uzman eşliğinde nefes ve sakinleşme egzersizi yapan bir çocuk.

Ne zaman anksiyete bozukluğu düşünülür?

Kaygının bir bozukluk olarak değerlendirilmesi için şu soruları kendinize sorabilirsiniz:

  • Çocuğumun korkusu yaşıtlarına göre belirgin biçimde daha mı yoğun?
  • Birkaç haftadır, hatta aylardır sürüyor mu?
  • Kaygı yüzünden kreşe ya da okula gitmekte, arkadaş evine gitmekte, tek başına uyumakta zorlanıyor mu?
  • Kaygı yaratan durumlardan giderek daha fazla kaçıyor mu?
  • Ailenin günlük yaşamı çocuğun kaygısına göre düzenlenmeye başladı mı?

Bu soruların birkaçına “evet” yanıtı veriyorsanız bir çocuk psikiyatristiyle görüşmeniz yararlı olur.

Çocuklukta sık görülen anksiyete bozuklukları

Ayrılık kaygısı bozukluğu

Çocuk, anne ya da babadan ayrılmaktan yoğun biçimde korkar. Kreş ya da okul kapısında uzun süren ağlama krizleri, ebeveyne bir şey olacağı korkusu, tek başına uyuyamama, ayrılık öncesinde karın ağrısı ve bulantı sık görülür. Ayrıntılı bilgi için ayrılık kaygısı: kreş ve okul başlangıcında ağlayan çocuk yazımıza bakabilirsiniz.

Yaygın anksiyete bozukluğu

Çocuk pek çok konuda sürekli endişelenir: notlar, arkadaşlıklar, ailenin sağlığı, haberlerde duyduğu olaylar. “Ya olursa?” soruları bitmez, sürekli güvence ister. Bu çocuklar çoğu zaman uyumlu, sorumluluk sahibi ve mükemmeliyetçidir; bu nedenle sıkıntıları gözden kaçabilir.

Özgül fobiler

Belirli bir nesne ya da duruma karşı yoğun korku görülür: köpekler, böcekler, iğne, asansör, kusma, gök gürültüsü gibi. Çocuk bu durumla karşılaştığında ağlayabilir, donup kalabilir ya da kaçmaya çalışabilir.

Sosyal kaygı ve seçici konuşmazlık

Başkalarının önünde mahcup olma korkusu ön plandadır. Bazı çocuklar evde rahatça konuşurken kreşte ya da okulda hiç konuşmaz; buna seçici konuşmazlık denir. Bu konuyu çocuklarda sosyal anksiyete sayfamızda ayrıca ele aldık.

Kaygının dolaylı belirtileri

Küçük çocuklar “kaygılıyım” demez. Kaygı çoğu zaman şu biçimlerde görünür:

  • Sabahları, özellikle okul günlerinde tekrarlayan karın ve baş ağrısı
  • Uykuya dalmakta güçlük, sık uyanma, kâbuslar, ebeveynin yatağına gelme
  • Ani öfke patlamaları ve ağlama krizleri, özellikle yeni durumlar karşısında
  • Aşırı yapışkanlık, ebeveynin yanından ayrılmama
  • Sürekli aynı soruları sorma ve güvence isteme
  • Yeni etkinlikleri denemekten kaçınma
  • Tırnak yeme, saç çekme gibi tekrarlayan alışkanlıklar

Neden olur?

Çocukluk kaygısının ortaya çıkışında birden fazla etken rol oynar. Bazı çocuklar doğuştan daha çekingen ve temkinli bir mizaca sahiptir. Ailede kaygı bozukluğu öyküsü riski artırır. Taşınma, kardeş doğumu, ebeveynlerin ayrılığı, hastalık ya da kayıp gibi yaşam olayları kaygıyı tetikleyebilir. Ebeveynlerin çocuğu her zorluktan koruma isteği de, iyi niyetli olsa bile, farkında olmadan kaçınmayı güçlendirebilir.

Değerlendirme adım adım

  1. Aile görüşmesi: Kaygının ne zaman başladığı, hangi durumlarda arttığı, çocuğun ve ailenin günlük yaşamını nasıl etkilediği konuşulur.
  2. Çocukla tanışma: Çocukla oyun ve çizim eşliğinde, yaşına uygun bir dille korkuları ve endişeleri hakkında konuşulur.
  3. Ölçekler: Gerekli durumlarda ebeveyn, öğretmen ve büyük çocuklarda çocuğun kendisinin doldurduğu kaygı ölçekleri kullanılır.
  4. Eşlik eden durumların taranması: Kaygıya sık eşlik eden dikkat eksikliği, takıntılar, öğrenme güçlükleri ve uyku sorunları değerlendirilir.
  5. Bulguların paylaşılması: Değerlendirme sonuçları aileye anlaşılır bir dille anlatılır ve tedavi planı birlikte oluşturulur.

Tedavide neler yapılır?

Çocuklara uyarlanmış bilişsel davranışçı terapi

Çocukluk kaygısının tedavisinde en güçlü kanıta sahip yöntem çocuklar için bilişsel davranışçı terapidir. Küçük yaşlarda bu terapi oyunlar, hikâyeler, resimler ve ödül tablolarıyla yürütülür. Çocuk, kaygının bedeninde nasıl hissettirdiğini tanımayı, “kaygı sesi” ile “cesaret sesi”ni ayırt etmeyi ve korktuğu durumlara küçük adımlarla yaklaşmayı öğrenir.

Ebeveyn çalışmaları

Küçük çocuklarda tedavinin önemli bir bölümü ebeveynlerle yapılır. Ebeveyn danışmanlığı görüşmelerinde anne ve babalar, çocuğun kaygısını ciddiye alırken ona cesaret vermeyi, aşırı güvence vermek yerine baş etme becerilerini desteklemeyi ve kaçınmayı yavaş yavaş azaltmayı öğrenir. Bazı çok küçük çocuklarda tedavi neredeyse tamamen ebeveynler aracılığıyla yürütülebilir.

İlaç tedavisi

Kaygı çok yoğunsa, terapi tek başına yeterli olmadıysa ya da çocuğun okula devamı ciddi biçimde etkilendiyse ilaç tedavisi gündeme gelebilir. Bu karar, ailenin bütün soruları yanıtlandıktan sonra birlikte verilir.

Evde uygulayabileceğiniz yöntemler

  • Duyguyu adlandırın: “Yeni sınıfına gitmek seni biraz korkutuyor gibi” demek, çocuğun duygusunu tanımasına yardım eder.
  • Güvenceyi sınırlayın: Aynı soruya defalarca yanıt vermek yerine bir kez sakin bir yanıt verin, sonra “Bunu konuştuk, şimdi birlikte ne yapabiliriz?” diye yönlendirin.
  • Küçük cesaret adımları planlayın: Korkulan duruma bir anda değil, küçük basamaklarla yaklaşın ve her adımı takdir edin.
  • Kaçınmaya ortak olmayın: Kaygı nedeniyle okula gitmeme, doğum günü partisine katılmama gibi kararlar kısa vadede rahatlatsa da kaygıyı büyütür.
  • Sakin bir model olun: Çocuklar ebeveynlerinin kaygıyla nasıl baş ettiğini izler. Kendi kaygınızı yönetmeniz, çocuğunuz için güçlü bir örnektir.
  • Rutinleri koruyun: Düzenli uyku, beslenme ve oyun saatleri, çocuğun dünyasını öngörülebilir kılar.

Kreş ve okulla iş birliği

Ayrılık kaygısı ya da okul kaygısı yaşayan çocuklarda öğretmenle iş birliği çok önemlidir. Sabah vedalaşmalarının kısa ve tutarlı olması, çocuğun sınıfta güvendiği bir yetişkinin bulunması ve kademeli uyum planları, çocuğun okula yeniden alışmasını kolaylaştırır.

Uyku saatindeki kaygılar

Kaygılı çocuklar için gece, endişelerin en çok büyüdüğü zamandır. Işıklar söndüğünde zihin boşalır ve gün içinde bastırılan korkular ortaya çıkar. Yatmadan önce kısa bir “endişe zamanı” ayırıp çocuğunuzun aklındakileri konuşmak, ardından sakinleştirici ve tekrarlanan bir uyku rutinine geçmek, gece kaygısını belirgin biçimde azaltır.

Sık sorulan sorular